Sade doğar insan. O yüzden en çok doğduğunda güzeldir. Yalındır, sadece kendisidir. Ne elbise, ne hayâl, ne kir değmiştir henüz.

Evet, insan minimalist doğar. Kirletmek için sırada bekleyenleri vardır. Maruz kalacağı binlerce kötülük sonrası bir şekle girer, yamuk yumuk. Sorgulayacak yaşa geldiğinde alır kendisini karşısına ve bakar.

Neyim ben?

Sen bir zamanlar minimalisttin evladım! Biz el birliğiyle seni bu hale getirdik. Zihninde dönen binlerce tilkiden ve yaptığın alışverişlerle tatmin olmamandan biz sorumluyuz. Çevrende bu kadar gereksiz insanı tutuyorsun çünkü ilişkilerde minimalizmden habersizsin. Günde üç öğün tıka basa yiyorsun çünkü beslenmede minimalizmi bilmiyorsun. Elbise dolabında hiç giymediğin ve giydiğinde rahatsız eden kıyafetlerin var çünkü giyimde minimalizmi hiç öğrenmedin. Ay sonunu getiremiyorsun çünkü iktisatta minimalizmi hiç duymadın.

Sen doğduğunda minimalisttin evladım! Yarınlara yetmez diye biriktirmeyi biz öğrettik sana. Hiç ihtiyacın olmayacak şeyleri biriktirip evini tıka basa doldurmayı biz öğrettik. Her rafa dantel koymandan, gümüşlük adında bir kazuleti evinin olmazsa olmazı yapmandan biz sorumluyuz.

Sen sağsın, o sol evladım. Sen lâiksin, o muhafazakar. Sen vatanseversin, o hain. Evet yavrum, zihnindeki çöplükten de biz sorumluyuz. Halbuki ne kadar temizdi doğduğunda. Bembeyaz bir sayfa gibi…

Sen minimalisttin yavrum. Özüne dön istersen, yak herşeyi.

Also published on Medium.