Hepimizin yaşadığı topluma karşı sorumlulukları var. Toplum bize ne veriyorsa, bizim de topluma o kadar geri verme sorumluluğumuz doğar.

Bu yazıda topluma karşı sorumluluğumuzu Cem Yılmaz ismi üzerinden ele alacağım. Ancak ‘Cem Yılmaz’ ismi şahsen değil, toplum içinde tuttuğu yeri temsilen kullanılmıştır; bütün bir ülkenin bildiği, sevdiği ve değer verdiği insan modeli olarak. Böyle bir toplum sanatçısı olmanın sorumluluğu nedir? İşte bu konuda mevcut duruma olan itirazımı dile getirmek istiyorum.

Öncelikle şunu bilmekte fayda var, sadece sanatçılar değil hepimizin benzer sorumlulukları var topluma karşı. Kimimiz sadece köşedeki bakkala birşeyler anlatabilecekken, kimimiz tek tweetiyle bütün ülke gündemini değiştirebilir. Etki gücümüz arttıkça, sorumluluğumuz da bir o kadar artar. Zira artık daha çok insana iyilik yapma gücünüz vardır. Hal böyleyken paylaşmanız gereken gördüğünüz hakikatleri söylemekten geri durmak, susmak ve görmezden gelmek en sert şekilde söyleyecek olursak vatana ihanet, biraz yumuşatacak olursak sorumsuzluktur.

Toptan bir ülkenin kaderi karartılırken, satın alınmış medya ile insanlara herşeyi güllük gülistanlık gösterenleri ifşa etmek bence bir vatandaşlık görevi. Bunu hiçbir sıkıntıya girmemek için yapmayan tüm sanatçıları, gazetecileri, iş adamlarını yan yana koyun. Etki edebilecekleri insan yığınlarını da karşılarına koyun. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Cem Yılmaz bugün bir tweet ile gördüklerini anlatabilir. Olan biteni çok açık seçik gördüğüne eminim. Neden susuyor dersiniz? O çok sevdiğimiz Cem Yılmaz sizce neden birşey demiyor? 6,5 milyon takipçisi olan gazeteci (!) Cüneyt Özdemir neden susuyorsa, Cem Yılmaz da o sebepten susuyor: Menfaatlerini kaybetmemek için. En azından Cem Yılmaz utanmayıp ‘Suskunluk Dağının Zirvesinde’ diye kitap yazarak neden suspus olduğuna dair kılıf uydurmadı, onu da buraya not düşelim.

Evet, menfaatlerini kaybetmek istemeyen sözde sanatçılar, gazeteciler ve toplumun önde yürüyenleri susuyor. Peki toplum onların susmasına karşı tepki veriyor mu? Hele ki susmamaları gerektiğini görenler, gerçekleri görenler, sorumluluklarını yerine getirmediklerini bilenler… Siz onlara tepki gösteriyor musunuz? Yoksas hala ağzınızı yaya yaya onlara gülüyor musunuz? Onları okuyor musunuz? Hiçbir şey olmamış gibi onlara hayran mısınız hala?

Eskiden Necip Fazıl’lar vardı; ülkede konuşma imkânı kalmayınca en azından uzaklara gidip oralardan konuşur, gördüğü hakikatleri anlatmaktan geri durmazlardı. Bizim zamanımıza olduğu yerde kalıp gemi batana kadar keyif yapmayı tercih eden kemancılar, yayları ve piç maymunlar kaldı.


Also published on Medium.